24 Nisan 2011 Pazar

--- 2 --- Eşik

 Burası bir oda. Görünürde bir ışık kaynağı olmadığı halde her şeyin net görülebileceği kadar aydınlık. Parlak bir griye boyanmış gibi her taraf.

Köşeler yok. Bütün hatlar yumuşak, dairesel.
Kapı ve pencere yok. Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum.

Karşılıklı yerleştirilmiş koltukların arasında diz hizasında uzunca bir sehpa var. Üzerinde dağılmış boş kağıtlar ve birkaç kalem. Ve bakır bir çanak: yukarıdaki yarıktan sızan suyun damla damla düştüğü ama birikmediği. Kabul etmeye direnen.

Damlaların düşerken çıkardığı sesten başka hiçbir şey duyulmuyor. Bir süre sonra bu ses de duyulmaz oluyor: hiç değişmediği ve aynı aralıkla tekrarladığı için duyarsızlaşmayı zorunlu kılıyor.

Böylelikle sessizliğimin içinde yalnız başıma oturuyorum.

2 yorum:

uçuşan poşet dedi ki...

ben kendime yeni bir oda döşedim. kapısı filan var. açılmıycam diye çok direndi. ben de tam ümidi kesmiştim ki, ümit kesmek gerekliymiş meğer. kapı kolay. kapı, bazen işe yarar. belki sıkılıp uğrarsın. belki o işe yarar. belki, kendi odanda olmaktan daha fazla huzur duyarsın, farkına varırsın. bazen de o işe...

odam korkunç olur genelde.
hele ki düzeni sevenler için...

zamirler var, tanımazsın, zaten ben de ne kadar tanıyabildim ki...

ne kadar deşersen, o kadar bulursun, o kadar kaybolursun...

odamda başına gelmeyecek bir şey varsa o da garip kalmaktır. gariplik odanın özü sayılır...

sonuçta kendi gözünle görmek istersen, beklerim...
bir beklenti olmaksızın...

negatif dedi ki...

bahsettiğim oda yok artık. bu yüzden -belki- güzel odalara dayanamam, kıskanırım diye başka odalarda gezinmekten çekinirim.

"bir beklenti olmaksızın" diyeni duymayalı, düşünmeyeli çok olmuş.

zihnimde bir oda açıldı. teşekkür ederim misafir ettiğin için. parçayı tekrar okumama sebep olduğun için de.