3 Eylül 2013 Salı

Paralel Evren ve Yöndeş Açılar Sorunsalı

Sürdürülebilir bir hayat için gerekli olanın ne olduğunu biliyorum. Fakat istemiyorum onu.
Yeni bir hayat kurgulayamam. Artık çok geç. 
Eldekini ilelerletmek gerek. 
Gerekli olan bu işte.

Kafamın içinde girilmeyen alan kalmadı. Anlamıyorlar diye aklımdakilerin hepsini döktüm ortaya, anlaşılmayan ne varsa anlatmaya çalıştım. Anlamayanları tembelliğe alıştırdım böylece. Ben de anlatamamanın yorgunluğuna alıştım. Kimse bir yere varamadı. 

Bazı durumlarda bir insanın kendini haklı görmesi sıkıntılıdır. Haklı olmak bir şeyi değiştirmeyecekse veya haklılık hali, olanları çarpıtıyor ve asıl görülmesi gerekenlerin önünü kapatıyorsa mesela. Haklı olmanın kimseye yararı olmadığı çok olur. 

Eldeki ilerlemiyorsa sakınımlı bir oda bulunup yerleşilmeli.Orada kötülükten ve haklılıktan uzak durulmalı. Yeni bir hayat kurma düşüncesinin işlemezliği kabul edilmeli. "Israrla" anlatma çabasından kaçınılmalı. 

Yeni girilmeyen alanlar yaratmak, dokunulmayacak (en az) bir yan bırakmak gerekli. 

(Bu bir araydı. Esas diyeceklerim bunlar değil.)
***açıklamana senin

13 Ağustos 2013 Salı

güne bulanmadan

bak, evime geldim yine. her şey güzel olacak mı bilmem. belki her şey "normal" olacak. kaldığım yerden devam etmem için eylülü beklemem gerek. evimde ilk eylülüm olacak. sonbaharın tadını çıkaracağım.
uyku.

8 Ağustos 2013 Perşembe

kafamın içinde "replay"

anlaşılamadığından anlatılamayanlar şarkılar fısıldıyor bazen.
ses olmadan da şarkılar mırıldanırım kafamın içinde.

sesin imgesi iz bırakır. ses titretir, sarsar, yıkar.
ışığın zihnime kazındığı gibi kazınır. sesin görüntüsü vardır.

şiirleri heceleyerek okuduğum olur. kafamın içinde.
duyurmaksızın başkalarına. dışarı sızdırmadan.
görerek, duyarak.
anlamadığımdan anlatamadıklarım olarak.

ses olmadan mırıldandığım şarkıları da hecelerim. şiir heceler gibi.
ışığın zihnime kazındığı gibi kazınır.

---------------------


Depeche Mode - Only When I Lose Myself



7 Ağustos 2013 Çarşamba

help me if you can -

bazı sorulara cevap verilmez/verilmemeli. çünkü ne cevap verilirse verilsin yanlış olur. böyle sorularla çok karşılaşsam da aklıma bir örnek getiremedim.

"trick question" veya "hileli soru" denilebilecek sorulardan bahsediyorum; yalnız tam olarak bahsettiğim bunlar değil. öyle sorular var ki cevaplayanlar ne derse desin zor durumda kalıyor, yanlış (daha doğrusu istenmeyen) bir cevap vermek zorunda kalıyor.cevap vermeyip sorunun sorunlu olduğunu söylerse paçayı kurtarabiliyor.

çözemediğim bir durum var. eğer aklıma bahsettiğim türden bir soru getirebilirsem çözeceğime inanıyorum. belki birileri bana yardım edebilir diye buraya yazmak istedim. 

bildiğiniz "öyle" sorular var mı? varsa, zahmet olmazsa, paylaşabilir misiniz?

--------------------------------------------


Help me if you can
It's just that this, this is not the way I'm wired
So could you please,

...


A Perfect Circle - The Outsider

2 Ağustos 2013 Cuma

anımsanasıca

Güzel günler...


                                                           Lightning Dust - Highway

31 Temmuz 2013 Çarşamba

uykudan önce

"değişeceğiz tabii. önceki yazdıklarıma bakıyorum, hiç iyi şeyler yazmamışım. şimdi yaşadığım güzel şeyleri yazıyorum. "

kolay değil bunları söylemek. hakkını vererek yaşamak gerekli önce.

güzel şeyler yazayım ben de. güzel yaşayanla birlikte güzel yaşayalım.

"Bu akşam da gönlümüzce
bitmediyse gün
Suçun yarısı bizim yarısı günün"
(Melih Cevdet Anday - Bize Bağlı'dan)



25 Temmuz 2013 Perşembe

maĞdem gemileri yakıyoruz...

eh, sabah sabah teoman'a bağlamasam olmaz mıydı? üstadın dediklerini hatırladım: baĞzen ne yaparsan yap, olmuyor baĞzen.

o söylenenler aklıma geldikçe; kaçmak için çırpınıp durduğum, baĞzılarınca içinden çıkılmak istenmeyen durumlar için neler yaptığımı da düşünüyorum. kimseyi ilgilendirmez sabahlara kadar neler yaptığım. en sonunda hepsinden kurtuldum, beklediğimden çok daha fazlasını buldum. bunu hak ettiğime dair en ufak bir kuşku duymadım hala da duymuyorum. tartışmam bile.

şimdi anlaşılmıyorsa sonra anlaşılır. belki iş işten geçmiş olur, yine de bir yere varılır.

ayarı kaçırmamak lazım(dı).

kafamızı kıçımıza sokmadan önce tekrar düşünmeliyiz: bir daha oradan çıkaramayabiliriz.
ergenlik bunalımlarına girip yakıp yıkmadan önce iyice bir düşünmeliyiz: keskin sirke küpüne zarar.

- Haşlama yemeklerde eğleşme.
Emdiğin kendi tenindir. Tükür at acını!



Foo Fighters - I Should Have Known




23 Temmuz 2013 Salı

King Of Loss

"Mother, hence we cry:
Some of us are free to stand
Most of us are bound to lie"
(Pain Of Salvation - King Of Loss)



22 Temmuz 2013 Pazartesi

d eğer -

iyi ve az olan değerlidir; güzel ve az olan daha değerlidir;; güzel ve tek olan çok değerlidir;;; tanımlanamayan ve tek olan,, hayatta bir kere olan,,, aynı zamanda hem en iyi hem de en güzel olan değerler ötesidir.

André Gide, "Değer düşüncesini silmeliyiz içimizden; akıl için çok büyük bir engeldir o" derken ne demek istemiş olabilir diye çok düşündüm. Bir düşünceyi silmek için çok düşünmek gerekir. Keşke daha basit olsaydı, halihazırda fazlasıyla ikna olmuşken, "tamam, silelim hemen" diyebilseydim. İçimizdeki değer düşüncesini.

hayatta bir kere olan'ı da silebilsem içimden... işte o zaman, hayatın bir anlamı kalmazdı. en azından düşünmesem belki biraz basit olurdu yaşamak. Keşke daha basit olsaydı. Çok ikna olmuşken koyun da oluverseydim. Bütün güzel çiçekleri yerdim, kimse ses etmezdi.

Aslında basittir yaşamak. Bunu da çok düşündüm. Yaşamamak çok zor ve sıkıcı olurdu, bu yüzden.

bir sözden yola çıkarak gelinebilecek bir noktaya böyle geldim

Ece Ayhan, İkinci Yeni şiirini "yorulan bir şiirin ayak değiştirmesi" olarak nitelendirirmiş.

“Yorulan bir şiirin ayak değiştirmesi

Ala ala hey! Artık şarkı olacak
Şiirin döndermesine genç hallaçlar ve
Kuşbakışlı çocuklar karşılık veriyorlar
Salarak gürlüklerine göğün uçurtmalar, hurra!”


hhgheyterebe. bir yazıya başlamak bazen zor geliyor. o halde başlamasam daha mı iyi? bazen zorunluluk duyuyorum yazmaya karşı, başlamak zor diye vazgeçme rahatlığına eremiyorum. yazmazsam gidip uyumam gerekiyor (aklıma ilk bu geliyor.) "bu(?) kapı"yı bir şekilde kapatmak adına ya yazmam ya da günü bitirme provası olarak görülebilecek gün ortası uykularına sığınmaktan başka bir de kafamı boşaltmaya yarayabilecek ne gelirse akla onları yapmaktan başka aklıma pek bir şey gelmiyor. gelmiyor aklıma bir gelmeyen bir aklıma. "şey". 

Ece Ayhan'ın ikinci yeni şiiriyle ilgili söylediklerini, hakkında yazmak isteğim konuyla -sapma'yla- ilgili bir çıkış ararken buldum. Daha doğrusu söze nasıl başlayacağımı yine bilemediğim için yazmak istediklerimi merkeze alıp yarım yamalak hatırladığım bazı okunmuşları tekrar okumak istedim. Evet, odaktan ayrılmayarak alakasız şeyler okuyup anlatmak istediklerimle ilişkilendirebiliyorum - birçok insanın farklı şekillerde yaptığı gibi! 

sorun şu: bazı insanlar şiir gibi konuşmaya çalışıyorlar. yüksek şiir, çok kolay fark edilir şekilde, yoğundur ve çok-anlamlıdır. okuyanına yeni tasarımlar oluşturma imkanı sağlamaya çalışır ve çoğunlukla da başarır (yüksek şiir dedim özellikle). yeni anlatım biçimleri kazandırır. (bahsettiğim şiir elbette bu kadar değil - bilinçli olarak indirgedim.) (açıklamalar yapmaya zorunlu hissedip durmam mahalle baskısından)

insanların şiir gibi konuşmalarında ne gibi bir sorun var? şiir dili gündelik dilden epey farklı. yani sıradan bir konuşmada çeşitli sapmalar kullanılması anlaşılmayı güçleştirir. şiirin yazımı aşamasında geçen süreyle anlık bir konuşmanın oluşturulma süresi arasında yıllar kadar fark var. çeşitli nedenlerden ötürü konuşanın ifade etme yetkinliği şairin şiirindeki ifade gücünün yanında  çok basit kalacaktır (konuşan şairse bile - konuştuğunda "bence" bir şair olmaktan çıkıp konuşmacı olur o). o yüzden sorundur günlük, kolay tüketilebilir ve akılda çok az kalması beklenen sözler üretenlerin çabası. bunu çözmek için; kolay anlaşılır bir dil kullanmaya çalışmayı, kısa cümleler kurmayı, sözü eveleyip geveleyip karmaşıklaştırmaktan kaçınmayı öneriyorum. en çok da kendime. 

bunları anlamsal sapmalarla dolu konuşmalardan hiçbir sonuç çıkaramadığım için yazdım. tabii ki yine kendime - kendi anlayacağım şekilde - bencilce. böyle olması elbette başkalarının benimle ilgili fikir üretmesine engel olmamalıdır. (demek istediğim okuyabildiklerinin kıymetini bilmeli herkes - okunmasına izin verilenleri okumak çok ayrıcalıklı gelir bana. bu yüzden yazan çizen insanlara gerekenin dışında fazladan saygı duyuyorum.)
--------------------------------------------------------------
bir de şarkı:

Thirty Seconds To Mars - Northern Lights