Eh, ben buralara biraz fazlayım. Bir türlü sığamadım, sığdırmadılar. Başka yerde doldum, burada bir yere taşacağım. Buraların bana yüklediği boşluğu sessiz sedasız bir köşeye atacağım. Lazımsa sağlam bir kafa karışıklığı da bırakıp giderim fazla yormayanından.
İçinde insan yaşayan bu yer, vermediğini istemesin yalnız; terk etmeyi daha fazla kolaylaştırmasın, bıktırmasın. Kaçar gibi değil de "bekleyenim var, artık gitmem gerek"tiği için gideyim. Düşünmesiz, anlamasız, sorgulamasız, gözüm arkada kalmasız çıkıvereyim yola. Gittiğim yere az gideyim, güzelliklerle dolup çoğalayım orada, birikeyim. Ama "hiç" gitmeyeyeyim, illa "az" gideyim. Geri gelmeme yüzün olsun.
Çok şey mi istemiş olurum? Nedir beni bu hallere soktuğun?
kendilerimden biri bunun bir parçası.
bu kendilerimden birinin bir parçası.
yeryüzünde bir yerdeyim, ismim cismim yok, bilinmiyorum, tanınmıyorum.
var oldukça var olacağım çok şey var ve hiçbiri yok olmayacak.
biliyorsunuz, biliyorlar.
duyuyorsunuz.
iki insan bir araya gelsin ve bir tanesi ben olayım. karşımdakiyle ne konuşacağım? iki insan bir araya geldiğinde ne konuşur? bu gece bunu düşünmek istedim.
anlattıklarımdan yola çıkarak karşımdakinin "sen ne yapıyorsun da insanları böyle eleştiriyorsun?" demesini beklerdim. elimde ne var? niye eleştiriyorum? hatta yapabiliyorsam ben yapayım, oradan öyle konuşmak kolay. bunlar gibi şeyler duymayı beklerdim. şu an bunlar için konuşurdum konuşacak olsaydım.(anlayayım diye bazı kısımlarını italik ya da tırnak içinde falan yazmalıydım. neyse.)
şu an karşımdakiyle konuşuyorum. dışımdaki bir kimseyle veya bir nesneyle, her ne/kim ise, anlaşmaya çalışıyorum.
yoruluyorum da. anlaşmak zor bir uğraş çünkü.
eleştirmek kendi anlatmak istediklerimi düşününce ilk aklıma gelendi. eleştirmek için bir şey yapmam, üretmem gerekmiyor illa. bu dünya benim isteğim dışında benimle etkileşime giriyor, bana dokunuyor, vaktimi alıyor. her tarafım sarılmış, pisliğe bulaşmışım. olana karşı çıkmak istiyorum, kendimi haklı görüyorum. yürüyorum, koşuyorum, duruyorum. dahası (şu an) kendimle ilgili aklıma ilk gelen şey bir şeyleri eleştiriyor oluşum. ne var bunda? dilediğimi söyleyebilirim, beni ne engelleyebilir?
aslında esas konu hayatımdan oldukça memnun olmam ve beni seven insanların buna sevinmesini istemem. ben mutlu olduğumda sadece benim mutlu olmamdan mutlu olsun birileri. bir sebep olayım mesela.
şu an misafir olduğum yerde olduğum için evimde ne kadar mutlu olduğumu daha iyi görüyorum ve beni misafir edenler bunu anlıyorlar. anlamayanlar var. onları eleştiriyorum.
bu gece insan eleştirdim kendi kendime. kendilerimden bazıları karşılıklı bunları konuştu. kimsenin bilmesine de gerek yoktu.
-------------------------------
bir yerde otururken şarkıyı duyunca çok sevindim. karşımda güzel bir kadın oturuyordu, sevindiğimi ona da söyledim.
bir itiraf: bütün insanları tek bir insandan yola çıkarak anlamaya çalışıyorum. bunun ne kadar doğru olduğunu bilemiyorum. bu yaklaşım monteigne'den miras kaldı sanırım.
yıllar önce oluş(turul)an fikirlerin -yanlış olsalar bile- hayatımı yölendirdiklerine, içinde bulunduğum anları değiştirdiklerine çok eminim. hafızama hiç güvenmesem de baĞzı şeyleri hiç unutmadığımdan da eminim. günlerce tek bir sorunla boğuştuğum oldu, unutamamam doğaldır. tekrarladıkça unutmak zorlaşır (neyi tekrarladıkça?).
(aklıma salakça bir cümle geldi: "acılarıma iyi çalıştım."
zehirlenmiş olabilirim. gideyim elimi yüzümü yıkayayım. bu ülkede yaşıyor olmanın ağır bedelleri var.)
Kendilerimden biri bulimik bir ruha sahip. Bulantılar, kusma istekleri vs.
yeni tanıştığım insanlar bana kendim gibi davranmadığımı hissettiriyor. insanları tanımak için aptalca yollar denediğimden ve işleri hızlandırmak için kullanmakta ısrar ettiğim testlerden vazgeçemediğimden böyle oluyor aslında.
en sakin insanı bile çileden çıkarabileceğimi düşünüyorum.
-------------------------------
istanbul'un herhangi bir yerinde bir kahve?
-------------------------------
bir başlıkta ve ve ki bağlaçları bir arada. ve çok bir.
çoklarının kemiklerini sızlattım. affedebilecek olsalardı ederlerdi.
Sevgili Kendilerim;
sadece kendinize odaklanırsanız başkalarını bulanık görürsünüz. Gördükleriniz canınızı sıkar, onların canlarını sıkarsınız.
Neydi, can sıkıntısı aptallara özgü müydü? Neydi?
-----------------------------------
1. (büyük harflerde bir mana aranmaya.)
2. (biz(?)i delirtmeye çalışanlar var(?).)
3. (diretme olmaz bu elbise bana/ imajın değilim ki ben senin/ soytarın değilim ki ben senin/ yalakan değilim ki ben senin.) Bir hatırlayalım bakalım neymiş.
kendilerimden biri unutulduğundan içimde çürümeye başlamış.
diğerlerini de çürütüyor olabilir.
bazen çirkin oluyorUZ.
BİZ.
hangi kendilerimden birinin çürüdüğünü o zaman anlıyorum.
sevdiklerimden biri eriyor, bozuluyor, yok oluyor işte.
çirkin oluyorUZ.
... (defter icat edildi, bir blogumun olduğunu unuttum.
"kendilerim için yaşıyorum" serisi bir defterin yarısını doldurdu. blogda daha 2. bölüm. )
kendilerimden biri her anlamda geriye doğru gitme eğiliminde. asıl olduğunu sandığı bir şeye dönmeye hevesli. bir dostun yapacağını diğer kendilerime yapmaya çalışıyor. dost olmaya çalışıyor, arkaları kolluyor.
gölgemi sevmiyorum diye açıklaması olan başka bir blog açtım. diğer kendilerime.