alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Sanat Hızımıza Yetişemiyor!

Parçanın aklıma getirdiği soru şu: Sanat önden mi gider, arkadan mı gelir? Aşağıdaki alıntıda bu soruyu sormama neden olan "Türkiye bu filme hazır" ifadesi. Konu çok hassas olduğu için bu ifade bir nebze görmezden gelinebilir belki ama ben sanatın (her türlüsünün) öncül olarak, olmayan ve olması istenen veya beklenen bir şeyi oluşturması gerektiği; henüz oluşmamış bir boşluğu öngörerek önceden (oluşmadan) dolduran, üreten, ilerleten, oluşturan, dönüştüren, kuran bir yapısı olması gerektiği düşüncesindeyim. Yani Türkiye bir filme hazır olmamalı bana göre, bir film Türkiye'yi hazırlamalı. (yazıda Türkiye dediği için böyle söyledim. Türkiye yerine toplum, birey, halk, alımlayıcı, özne, nesne ... vb. denebilir.)

"Evrim Kaya’nın Agos gazetesinde yer alan haberine göre, Akın, yapmak istediği bir başka senaryonun da Amerika’ya giden Anadolu gezginleri olduğunu belirterek, “Hrant senaryosundan kimi parçaları bu Western’le birleştirdim ve ortaya ‘The Cut’ çıktı. Bu film korkunun sonuçlarını soyut bir şekilde ele alıyor. Şeytan dışımızda değildir, sinsice içimize sokulur. Onu bir tek kendimiz kovup atabiliriz. Şundan eminim ki, benim de bir parçası olduğum Türkiye bu filme hazır” ifadelerini kullandı." alıntı
Aynı yazıda Fatih Akın'ın "Demek ki zamanı gelmemiş…" sözlerine de yer verilmiş. Zamanı gelmediyse zamanını birileri getirecek, neyi bekliyorsun, sen yapsana bunu. Dedim içimden.

Sanatın bize yetişmesini bekliyorum.

1 Eylül 2012 Cumartesi

behzat amirin olaylara bakışı



en sevdiğim yöntem. hava yastıklarını denemek için sürekli bir yerlere çarpıyorum.
hala deneyebiliyor olmam güvenlik testlerinden başarıyla geçtiğimi gösterir.
biri attığımız her adımın risk olduğunu söylemiştir herhalde.

30 Ağustos 2012 Perşembe

aleksandır süperberduş'tan süperelma'ya aşk sözleri





"Sen gerçekten çok iyisin. Yani sen şimdiye kadar yediğim herhangi bir elmadan yüz bin kat daha iyisin. Ben Süpermen değilim, Süperberduş'um. Sen Süperelma'sın. Çok lezzetlisin, çok organiksin, çok doğalsın. Sen en gözde elmamsın."

Into The Wild'dan 

27 Ağustos 2012 Pazartesi

"İşte bu!" ânı...

"Giderek artan sayıda insan, zaman zaman, kendi iç diyaloglarını dış dünyayla paylaşmışçasına yaşıyor ve bu, bazen ciddi ilişki sorunlarının yaşanmasına neden olabiliyor. Bir bakıma, bu insanların iç dünyaları ile dış dünya arasındaki sınır, iç dünyaları lehine genişliyor ve belirsizleşiyor. Örneğin, söylemedikleri halde söylemiş olduklarına inandıkları bir söze göre davrandıklarında, bu durum karşılarındaki insanı çileden çıkarabiliyor. Oysa onlar, o kişiyle iç dünyalarında yarattıkları diyaloğu, dış dünyada da gerçekleşmiş gibi yaşıyorlar."

Engin Geçtan - Hayat - s. 126

16 Ağustos 2012 Perşembe

İleri Geri

"Gerikafalı, yeni budalası; geçmiş softası, kurulu düzen düşmanı; geleceğe kapalı, kökünden kopmuş; ilerleme korkağı, gelenek yoksulu; yenilik körü, kutsallık yıkıcısı    ileri geri üzerindeki tartışmaların anlam-çerçevesine öylesine güzel aydınlık getiriyor ki bu bileşik sözcükler, ya da bu bileşiğimsi deyimler. Gelenekçi açısından baktıkta: tutkularına kapılmış, gözüdönmüş, ölçüyü yitirmiş kişiler ilericiler. İlerici açısından baktıkta: dar düşünüşlü, güdük kalmış, saplantılı kişiler gelenekçiler.

Kimse kimseyi beğenmiyor. Herkes herkesi suçluyor. Doğru nerde?"

Nermi Uygur, Güneşle, s. 126

11 Ağustos 2012 Cumartesi

çağdaş sanat

"Çağdaş burjuva uygarlığının geçirdiği krizlerden biri de ortalama insanın, gerçeği kendi başına doğrudan keşfederek kendini oluşturmak yerine, dışarıdan dayatılan varsayımlardan kurtulamamasından kaynaklanır. Konformizm, tek yönlülük, sürü ruhunu geliştirme ve kitlesel düşüncenin bir parçası olma gibi iyi bilinen toplumsal hastalıklar; ahlakta, politikada, moda alanında, beslenmede, eğitimde, pedagojide, 'doğru form'la özdeşleştirilen yargı ve anlayış standartlarının edilgen olarak ediniminin ürünüdür. Siyaset gibi ticari reklamlar da her türlü gizli ayartma ve bilinçaltını etkileme yöntemine başvurarak 'doğru formlar' dayatır; ortalama insan da bu durumu kabullenip, hiçbir şey sorgulamaksızın yaşar gider.
O halde şu soruyu sorabiliriz: Çağdaş sanat tüm modelleri ve şemaları sürekli ihlal ederek (gerçekten de çağdaş sanat bir model ve şema olarak tüm model ve şemaların geçici olduğunu ve onları yalnızca bir yapıttan ötekine değil, aynı yapıtın içinde de değiştirmek, kurallarını ihlal etmek gerektiğini söyler) pedagojik bir işlevi yerine getirip, bizi özgürleştirmiyor mu? Eğer durum buysa, çağdaş sanatın söylemi beğeninin ve estetik yapıların sınırlarını aşarak çok daha geniş bir kapsam kazanır: Çağdaş sanat modern insanı kurtuluşa götürecek yoldur; algı ve zeka düzeyinde ona kaybettiği özerkliğini yeniden kazandıracaktır." 
UMBERTO ECO - Açık Yapıt

12 Nisan 2012 Perşembe

6 Nisan 2012 Cuma

Gorgias


...
Polos: Bak Khairephon, dünyada insanların deneyimle elde ettikleri sayısız sanat vardır.
Çünkü deneyim, yaşamımıza, sanata göre yön verir, deneyimsizlik ise yaşamı rastlantıların
akışına bırakır. Kimi insan bu sanatı, kimi de şu sanatı seçerken, en iyi sanatları seçenler en
mükemmel insanlardır. İşte Gorgias da bu mükemmel insanlardan biridir ve sanatı bütün
sanatların en güzelidir.
Sokrates: Görüyorum ki Polos gayet iyi konuşuyor, Gorgias. Ancak Khairephon'a verdiği
sözü tutmuş sayılmaz.
Gorgias: Nasıl yani Sokrates?
Sokrates: Bana öyle geliyor ki sorulana tam olarak yanıt vermiyor.
Gorgias: Öyleyse kendin sor ona istersen.
Sokrates: Hayır. Ama eğer sen bana yanıt vermek istersen sana sormayı yeğlerim, hem de
seve seve; çünkü bütün bu konuşmalardan anladığım kadarıyla Polos karşılıklı konuşma
sanatından çok retorikle uğraşmış.
Polos: Neden Sokrates?
Sokrates: Çünkü Polos, Khairephon sana Gorgias'ın sanatının ne olduğunu soruyor, sense
onun sanatının ne olduğunu söyleyecek yerde, sanki eleştiriyorlarmış gibi bu sanatı övüyorsun.

(Platon: Gorgias ya da Retorik Üstüne)

18 Mart 2012 Pazar

24 Şubat 2012 Cuma

Oruç Aruoba - Doğançay'ın Çınarları